ABD'nin Maine eyaleti meclisi, cep telefonlarına beyin kanseri yapabileceği yönünde uyarı yazısı koymayı planlıyor.
Çocukları Kablosuzlardan Koruma Kanunu adlı yasa tasarısı dün eyalet senatosu ve temsilciler meclisinin ortak Sağlık ve İnsan Hizmetleri Komitesinde görüşüldü. Komitenin yapacağı başka toplantılardan sonra tasarının meclise götürülüp götürülmeyeceğine karar verilecek.
Yasa tasarısı, İsveç Çalışma Hayatı Milli Enstitüsü'nün 2006'da yaptığı ve cep telefonlarıyla beyin tümörü arasında bağlantı olduğunu gösteren araştırmadan sonra kaygıları artan Demokrat Andrea Boland tarafından hazırlandı.
Tasarının kabul edilmesi halinde Maine'deki cep telefonu satıcıları telefonların veya paketlerinin üzerine, cihazların yaydığı elektromanyetik radyasyonun zararı konusunda, özellikle çocuklar ve gebe kadınlara yönelik uyarı yazıları koymak zorunda kalacak.
San Francisco belediyesi de cep telefonlarına uyarı yazısı koymayı planlıyor.
Kaynak : Habertürk
Bu yazı KanseriTedaviEt.com'da yayınlanmıştır - ABD`nin Maine Eyaletinde Cep Telefonlarına Kanser Uyarısı Koyulabilir
ABD`nin Maine Eyaletinde Cep Telefonlarına Kanser Uyarısı Koyulabilir
KanseriTedaviEt.com | Perşembe, Mart 04, 2010 | 0 yorum »Almanya`da Cilt Kanseri Gerekçesiyle Solaryumlara 18 Yaş Sınırı
KanseriTedaviEt.com | Çarşamba, Mart 03, 2010 | 0 yorum »
Almanya’da deri kanseri vakalarının artması üzerine, 18 yaşın altındakilere solaryum yasağı getirildi.Yasağı ihlal eden merkezler 50 bin euro’ya kadar para cezasına çarptırılacak.
Yardım kuruluşu “Johanniter”in verilerine göre, Almanya’da solaryum merkezlerine giden 17 milyon kişinin yaklaşık 3 milyonu 10-17 yaş grubu. Daha bronz görünme idealiyle merkezlere akın eden Alman gençleri arasında son on yılda deri kanseri vakaları yüzde 20 oranında artış göstermişti.
Solaryum merkezlerindeki ultraviyole ışınlarının, deride kanser riskini arttırdığı klinik araştırmalarla kanıtlanmıştı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise ultraviyole ışınlarının kanser riskini artırdığını açıklayarak, solaryum merkezlerini ‘kanser tehlikesini artıran maddeler’ kategorisine sokmuştu.
Kaynak : Milliyet
Bu yazı KanseriTedaviEt.com'da yayınlanmıştır - Almanya`da Cilt Kanseri Gerekçesiyle Solaryumlara 18 Yaş Sınırı
Meme kanseri son yıllarda artan rakamlarıyla hemen hemen her kadının korkulu rüyası haline geldi. Halbuki erken teşhis ve doğru tedavi sayesinde meme kanserinden kurtulmak mümkün.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Didem Öncel Yakar, “Genç kadınlarda meme kanseri riski ve tedavide uygulanan cerrahi yöntemler” hakkında bilgi verdi.
2010 Yılında 500 Bin Kadın Meme Kanseri Nedeniyle Hayatını Kaybedebilir
Meme kanseri tüm kadın kanserlerinin % 23’nü oluşturmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre, 2010 yılında meme kanserli yeni hasta sayısı 1500, meme kanserinden kaybedilebilecek kadın sayısı 500 000 civarında öngörülüyor.
Genç Kadınlarda Meme Kanseri Riski
Tüm meme kanserlerinin yaklaşık %3’ü 35 yaş altı kadınlarda görülür. Genç kadınlarda seyrek görülmekle birlikte; bu yaş grubunda görülen kanserler daha kötü seyirlidir. Özellikle çalışan kadınların çocuk sahibi olma yaşını geciktirmesinden dolayı, gebelik sırasında görülen meme kanseri oranının daha da artması beklenmektedir.
Doğum Kontrol Hapları Riski Artırabiliyor
Günümüzde genç kadınlarda meme kanseri gelişimini öngörebilecek herhangi bir tetkik yoktur. Ailede meme kanseri hikâyesi olması, genetik ve çevresel faktörler, başka bir hastalık nedeniyle göğüs bölgesini içeren ışın tedavisi uygulanması, doğum kontrol hapı kullanılması, gebelik gibi nedenlerin farklı derecelerde etkili risk faktörü oldukları düşünülmektedir.
Tanı Konulan Yaştan 10 Yıl Önce Tarama Başlamalı
Uzmanların önerisi; 20–30 yaş grubunda aylık kendi kendine muayene, 3 yılda bir klinik muayene ve 40 yaşından başlayarak yıllık iki taraflı mamografi uygulanması yönündedir. Ortak bir kabul olmamakla birlikte ailesinde menopoz öncesi dönemde meme kanseri hikâyesi olan kişilerde tarama mamografisinin akrabalarına tanı konulduğu yaştan 10 yıl önce başlatılması da öneriler arasındadır.
Meme Kitlesi Nasıl Değerlendirilir?
Standart olarak meme muayenesi, mamografi, meme ultrasonu ve biyopsi tetkikleri bir arada kullanılmaktadır. Bu tetkiklerinin sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi ile kitlenin kanser olup olmadığı büyük doğruluk oranı ile saptanabilir.
Nasıl Tedavi Edilir?
Meme kanseri; ameliyat ve ameliyat sonrası destekleyici ilaçların kullanılması ile tedavi edilir. Ameliyat yöntemi kanserin boyutuna ve hastanın özelliklerine göre belirlenir. Mevcut kitlenin etrafındaki bir miktar sağlam doku ile çıkarılarak memenin bütünlüğünün korunması sağlanabilir. Meme koruyucu ameliyata uygun olmayan hastalarda ise memenin tamamı alınır. Çıkarılan kitlenin hücresel özellikleri belirlendikten sonra uygun ilaç tedavisi düzenlenir.
Kaynak : Habertürk
Bu yazı KanseriTedaviEt.com'da yayınlanmıştır - Genç Kadınlarda Meme Kanseri Riski
Sigara Nasıl Akciğer Kanserine Sebep Oluyor ?
KanseriTedaviEt.com | Çarşamba, Mart 03, 2010 | 0 yorum »
Kimi hüzünlenince yakar, kimi neşelenince...Tiryakinin ise bahaneye ihtiyacıyı yoktur. Parmakların arasında dudaklara uzanan, eli, gözleri ve ağzı aynı anda oyalayan sigara akciğerlerde nasıl bir yol izler?
Bu sorunun yanıtını İstanbul Üniversitesi Akciğer Hastalıkları Enstitüsü'nden Prof. Dr. Firuz Çelikoğlu verdi. Prof. Çelikoğlu, sigara dumanının, akciğerleri kanserleştiren yolculuğunu ntvmsnbc'ye şöyle anlattı:
"Hücrelerimizin içindeki genetik bilgileri taşıyan sarmal yani DNA her gün kendisini kopyalar ve her gün de bu kopyalama işlemi sırasında bazı hataların yarattığı yeni hücreler kanserleşme potansiyeli taşır. Hücredeki bu DNA değişiklikleri ve hatalar insan vücudundaki her hücre çekirdeğinde bulunan “p53 geni” tarafından temizlenir.
Görevini gereği gibi yerine getiremeyen p53 geni bir hücreyi, sonuçta da insan vücudunu kanser tehlikesiyle karşı karşıya bırakır. Tüm kanserlerin en az yarısında p53 geninin hasarlı olduğu tespit edilmiştir. p53 geni sigara içen ve akciğer kanserine yakalananların yaklaşık yüzde 60‘ında çok özgül bir biçimde hasar görmektedir. Sigara dumanının bazı bileşenleri DNA’yla kimyasal olarak tepkimeye girer. Hasar gören bu DNA onarılmazsa, hasarlı DNA hücre bölünmesi sırasında kopyalanırken bu hatalar sistemin bir parçası haline gelir. Bu şekilde normal gelişim denetimine yanıt veremeyen bir farklılaşmış hücre popülasyonu gelişir ve en sonunda da kansere dönüşür."
AKCİĞER KANSERİNDEN YÜZDE 80 SORUMLU
Akciğer kanseri erkeklerde yüzde 35, kadınlarda yüzde 25 sıklıkta görülüyor. Erkeklerde kanserden ölümlerde birinci sırada yer alıyor. Akciğer kanserinde sigaranın yüzde 80 sorumlu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Firuz Çelikoğlu, "Sigara kaç yılda akciğerleri kanser eder" sorusuna, "Genetik yapı ve çevre faktörleriyle birlikte sigaranın az veya çok içilmesi kişilerde farklı şekilde akciğer kanseri riskini etkiler" cevabını verdi.
P53 GENİNE ZARAR VERİYOR
Sigara dumanında yüksek konsantrasyonlarda bulunan 'benzopiran' maddesi bir kanserojen. Amerikalı bilim adamlarının, 1996 yılında benzopiranın p53 genine doğrudan hasar verdiğini kanıtladıklarını hatırlatan Prof. Çelikoğlu, "Sigara ile akciğer kanseri arasındaki direkt bağlantıyı kuran bu bilim adamları, sigara dumanının kendine özgü işaretini p53 geninde bıraktığını gösterdiler. Böylece sigaranın p53 genine hasar verdiği ve bunun akciğer kanserine sebep olduğu hiç bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanmış oldu" dedi.
Kaynak : ntvmsnbc
Bu yazı KanseriTedaviEt.com'da yayınlanmıştır - Sigara Nasıl Akciğer Kanserine Sebep Oluyor ?
En Kapsamlı Uluslararası Kanser Araştırması Başladı
KanseriTedaviEt.com | Salı, Mart 02, 2010 | 0 yorum »
Uluslararası Kanser Araştırma Merkezi, 20 ülkeden uzmanlarla 5 yıl sürecek ve 50 kanser türüne karşı bugüne kadar elde edilmiş verileri değerlerdirip sonuca ulaştıracak bir proje başlattı.
Her yıl yüz binlerce kişinin ölümüne neden olan kansere karşı bugüne kadar birçok araştırma yapılsa da henüz hastalığı yenebilecek etkili bir tedavi geliştirilemedi. ABD merkezli Uluslararası Kanser Araştırma Merkezi ICGC, kansere karşı bugüne kadarki en büyük savaşı başlattı. İngiltere, Japonya, ABD, Hindistan, Almanya, Fransa, Kanada, Çin gibi 20 ülkeden en üst düzey uzmanların katıldığı projede en yaygın 50 kanser türü hakkındaki tüm veriler incelenecek. Yaklaşık 5 yıl sürmesi planlanan çalışmada dünyanın en önde gelen kanser uzmanları bugüne kadar elde edilen tüm veriler ışığında bu hastalığa çare bulmaya çalışacak.
5 yıl çalışacaklar
Projenin toplam bütçesi açıklanmadı ancak sadece Almanya’nın araştırma için 5 yıl için 15 milyon dolar aktardığı biliniyor. Projenin başlaması dört yıl önceye dayanıyor. 2006’da bir araya gelen İngiliz ve ABD’li uzmanlar ICGC bünyesinde daha önce yapılmış kanser araştırmalarını incememeye başladı. Daha sonra İngiliz ve Fransız bilim adamalarının da katılımıyla proje genişletildi. Projede İngiliz ve Fransızlar meme karseni, Kanadalılar pankreas kanseri, Çinliler mide kanseri, Hintliler ağız kanseri ve Japonlar karaciğer kanseri üzerine yoğunlaşıyor. Çalışma bugüne kadar dünyadaki en geniş kapsamlı proje olarak nitelendiriliyor.
KANSERLE SAVAŞTA CEPHELER
AMELİYAT: İlerleyen kanser vakalarında, tümörün sökülüp alınması halen bir numaralı yol.
IŞIN TEDAVİSİ: X ışınları, ameliyattan geriye kalan küçük tümörleri veya hücreleri öldürüyor.
KEMOTERAPİ: Toksik ilaçlar olan bu ilaçlar, kanserlilerin sağlıklı hücreleri de öldürüyor.
HEDEFLİ TERAPİ: Nokta atışıyla Sadece kanserli bölgedeki hücreleri öldürüyor.
IMMUNOTERAPİ: Bağışıklık sisteminin kansere bağışıklı hale getirilmesini içeriyor.
ABD’de 1996-2004 yılları arasında kanser hastaları ile yapılan araştırmada, teşhisten sonra 5 yıl daha hayatta kalma oranları hesaplandı :
Prostat %99
Melanoma %89
Bağırsak kanseri %67
Böbrek %67
Kolon %65
Lösemi Kanseri %51
Yumurtalık %46
Beyin kanseri %35
Mide Kanseri %25
Akciğer Kanseri %16
Karaciğer %11
Pankreas %5
Kaynak : Vatan
Bu yazı KanseriTedaviEt.com'da yayınlanmıştır - En Kapsamlı Uluslararası Kanser Araştırması Başladı
Meyve Sularındaki Antimon Maddesi Kanser Yapıyor
KanseriTedaviEt.com | Salı, Mart 02, 2010 | 0 yorum »
Milyonlarca çocuk tarafından her gün tüketilen meyve sularında “güvenli” oranın 2.5 ile 10 katı arasında miktarında kanserojen maddeye rastlandı.
Danimarka’daki Kopenhag Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmalarda Danimarka, İskoçya ve Yunanistan’da yaygın olarak tüketilen 42 meyve suyu analiz edildi.
Buna göre içeceklerin 16’sında kansere yol açabilen “antimon” isimli kimyasallara rastlandı. Bilim adamları bu kanserojen maddenin meyve sularına plastik pet şişelerden geçtiğini ve meyve sularındaki asidin de bu süreci hızlandırdığını tahmin ediyor.
AB’deki musluk sularında her litre için en fazla 5 mikrogram antinom kimyasalı bulunmasına izin veriliyor. Maddenin kanser, kalp ve akciğer sorunlarına yol açabildiği tahmin ediliyor.
Kaynak : ekolay
Bu yazı KanseriTedaviEt.com'da yayınlanmıştır - Meyve Sularındaki Antimon Maddesi Kanser Yapıyor
Kanser Taraması, Meme ve Rahim Ağzı Kanserini Önledi
KanseriTedaviEt.com | Pazartesi, Mart 01, 2010 | 0 yorum »
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde kurulan Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezince (KETEM) yürütülen tarama programlarına kent genelinde geçen yıl 4 bin 743 kadın meme, 4 bin 222 kadın servikal yani rahim ağzı kanseri taramasına katıldı. Bu kadınlardan 26'sı erken teşhisle kanser olmaktan kurtarıldı.
KETEM'in Van'ın her köşesinde, meme ve rahim ağzı kanseriyle ilgili tarama programlarını aralıksız yürüttüğünü belirten Başhekim Opr. Dr. Öztekin Çıkman, bu merkezin toplumda kanser konusunda farkındalık yaratmayı amaçladığını bildirdi. Dr. Çıkman, KETEM tarafından kent merkezinde ve çeşitli ilçelerde bin 600 kadına kanser konusunda eğitim verildiğini, 190 sağlık personelinin de 22 kez hizmetiçi eğitimle bilgilendirildiğini söyledi. Eğitim çalışmalarının yanı sıra tarama programları yürütüldüğünü ifade eden Çıkman, şunları kaydetti:
''Geçen yıl 4 bin 743 kadın meme, 4 bin 222 kadın servikal kanser taramasından geçirildi. Taramaya katılanlardan 24 kadın servikal kanseri öncesi lezyon, 2 kadın ise meme kanseri teşhisiyle erken aşamada tespit edilerek tedaviye alındı. Yapılması gereken, hastalığın henüz hücresel düzeyde başlamışken teşhis edilmesidir. Çünkü kanserden korkarak bu hastalığı engellemek mümkün değildir. Bu nedenle 30 yaş üstü tüm kadınların mutlaka KETEM tarafından yürütülen taramalara katılması gerekir. Özellikle meme kanserinin daha sık görüldüğü 50 yaş ve üzeri kadınların yıllık poliklinik muayenelerinin yanı sıra 2 yıl arayla mamografi çekimleri için KETEM'e başvurmasını öneriyoruz. Unutulmamalı ki erken teşhis hayat kurtarır.''
Opr. Dr. Çıkman, merkezde özel eğitim almış doktor, ebe, hemşire ve röntgen teknisyenlerinden oluşan ekibin hizmet verdiğini, hizmetin ücretsiz olduğunu, sosyal güvencesi bulunmayan kadınların da hizmet alabildiğini bildirdi.
Kaynak : ntvmsnbc
Bu yazı KanseriTedaviEt.com'da yayınlanmıştır - Kanser Taraması, Meme ve Rahim Ağzı Kanserini Önledi
Estetik-Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Derviş Akbilen, solaryumun cilt kanserinin yanı sıra ciltte leke oluşumu, erken yaşlanma gibi birçok sorunu da beraberinde getirdiğine dikkat çekti. Akbilen, güneş ve solaryumun deri hücrelerinde DNA bozulmasına yol açtığını ve genetik yapıyı değiştirerek kanser hücrelerinin çoğalmasına neden olduğunu vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı olan Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı’nın açıklamasına göre de, geçmişte “ikinci derece kanserojen” sayılan solaryum cihazları, en yüksek risk seviyesini belirten “birinci kategoriye” alındı.
Estetik-Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Derviş Akbilen, solaryumun güneşten daha tehlikeli olduğuna dikkat çekerek, solaryumun belirli kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini vurguladı. Solaryumun cilt kanserinin yanı sıra ciltte leke oluşumu, erken yaşlanma gibi birçok sorunu da beraberinde getirdiğine dikkat çeken Akbilen, solaryumun kontrollü kullanılması gerektiğine dikkat çekti.,
Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) bağlı olan Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı’nın (IARC) açıklamasına göre de, geçmişte “ikinci derece kanserojen” sayılan solaryum cihazları, en yüksek risk seviyesini belirten “birinci kategoriye” alındı.
Önerilen süre ve doz sınırlarının zorlanması halinde solaryumun zararlarının da görülmeye başlandığını kaydeden Operatör Dr. Derviş Akbilen, solaryumun ultraviyole (UVA) radyasyonu içerdiğini söyledi.
Akbilen, UVA’nın cilde zarar verdiğinin altını çizerek, bronzlaşmanın cilde gelen zarara karşı cildin gösterdiği bir reaksiyon olduğunu belirtti. Akbilen, solaryum gibi güneşin de cilde aynı zararları verdiğinin altını çizerek özellikle açık tenli kişilerin çok dikkatli olması gerektiği uyarısında bulundu.
WHO: Solaryum cihazları birinci derece kanserojen seviyesinde
Dünya Sağlık Örgütü, solaryumun en az sigara, arsenik ve asbest kadar kanserojen olduğu, özellikle gençlerde cilt kanseri riskini yüzde 75 artırdığı açıklandı. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) bağlı olan Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı’nın (IARC) açıklamasına göre, geçmişte “ikinci derece kanserojen” sayılan solaryum cihazları, en yüksek risk seviyesini belirten “birinci kategoriye” alındı.
The Lancet Dergisi’nin son sayısında yer alan araştırmada da, 30 yaşından önce solaryum cihazlarının kullanılması durumunda cilt kanserine yakalanma riskinin yüzde 75 arttığı tespit edildi. IARC’nin çağrısıyla 9 ülkeden bilim adamları haziranda bir araya gelerek, insan vücudunun maruz kaldığı en büyük ultraviyole radyasyonu olan güneş radyasyonu ile birlikte değişik tipteki radyasyonlardan kaynaklanan kanser risklerini değerlendirmişlerdi. IARC’nin risk sıralamasının en başında, solaryum cihazları geliyor.
“DNA parçaları zarar görüyor”
Güneş ışınlarına veya solaryuma maruz kalan ciltte DNA parçalarının zarar gördüğünü ve cildin kendini korumak için melanin (cilde rengini veren pigmentler) üretmeye başladığını kaydeden Estetik-Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Derviş Akbilen, melaninin de cilt rengini koyulaştırdığını söyledi.
Akbilen, çok özenerek oluşturulmaya çalışılan bronz rengini, ultraviyole ışınlarının oluşturduğu zarar karşısında cildin kendisini korumak için melanin sayısını artırarak dönüştüğü renk olarak tanımladı.
İnsanlarda açıktan koyuya doğru giden 6 tip cilt bulunduğunu söyleyen Akbilen, “Özellikle ilk 3 cilt tipinde bronzlaşma nerdeyse hiç olmaz ve güneş hasarlarına daha duyarlıdır. Bu kişilerin güneş ve solaryumdan çok iyi korunmaları gerekmektedir” dedi. Akbilen, bu sürecin güneşte de solaryumda da aynı etkiyi gösterdiğini ifade etti.
Sadece cilt kanseri değil, leke ve erken yaşlanmaya neden oluyor
Solaryumun sadece cilt kanserine neden olmadığını da belirten Op. Dr. Derviş Akbilen, normalden fazla cilt kalınlaşması (hiperplazi), cilt altındaki kollagen yapının hasara uğramasına bağlı erken yaşlanma (photoaging) gibi sorunlar da yarattığını kaydetti.
Akbilen, solaryumun ciltte ayrıca kahverengi kabuklu lezyonların (aktinik keratoz) oluşmasına neden olduğunu ve bunların cilt kanserine dönüşme riski taşıdığını da dikkat çekti.
“Yanık vakaları görüldü”
Derviş Akbilen, solaryuma girerek bronzlaşmak isteyen kişilerin mutlaka doktor kontrolünde bu işlemi yaptırmasının önemine işaret etti.Solaryum cihazı kullanan kişilerin konuyla ilgili “bilinçli” olması gerektiğini de söyleyen Akbilen, firmaların verdiği kursların yeterli olmadığını savundu.
Akbilen, ülkede solaryumdan kaynaklanan yanık vakaları olduğunu duyduklarını ama ciltte leke oluşumuyla ilgili bire bir tedavi ettiği kişilerin bulunduğunu söyledi.
Kaynak : Kıbrıs Gazetesi
Bu yazı KanseriTedaviEt.com'da yayınlanmıştır - Solaryum Birinci Derece Kanserojen !
